Yıkılacağını Bile Bile Üretmek: Kadıköy’de Kentsel Dönüşümün Ortasında “Arsa Payı”
Bir apartman dairesinin metrekaresi hesaplanabilir. Arsa payı tapuya yazılabilir. Peki o evin içinde biriken anılar, duvarlar, sesler ve yaşanmışlıklar nasıl ölçülür?
Kadıköy Feneryolu’nda kentsel dönüşüm nedeniyle kısa süre sonra yıkılacak bir apartman dairesi, 12 Eylül 2026 tarihinde alışılmışın dışında bir vedaya sahne oldu.
Bağımsız sanat hareketi Subnomad.tv tarafından hayata geçirilen “Arsa Payı”, yıkılmayı bekleyen bir evi yalnızca bir günlüğüne sanat alanına dönüştürdü. Türkiye’nin yanı sıra İsviçre, Lübnan ve Hollanda’dan 60’ın üzerinde sanatçının katıldığı projede; sokak sanatı, resim, tipografi, heykel, seramik, çini ve farklı disiplinlerden çalışmalar evin duvarlarına, tavanlarına, zeminlerine ve odalarına yayıldı. Magma Dergisi
Ortaya çıkan şey klasik anlamda bir sergiden fazlasıydı.
Çünkü burada sanatın sergilendiği mekân da, eserlerin önemli bir bölümü de en başından itibaren geçiciydi.
Yıkım Bu Kez Serginin Sonu Değil, Bir Parçası
Bir galeride eser üretildiğinde genellikle korunması, saklanması veya başka bir mekâna taşınması düşünülür.
“Arsa Payı”nda ise sanatçılar tam tersini yaptı.
Ürettikleri eserlerin bulunduğu yapının kısa süre sonra yıkılacağını bilerek duvarlara resimler yaptılar, tavanları boyadılar ve evin fiziksel parçalarını sanatın bir unsuru haline getirdiler. Sergi 12 Eylül’de yalnızca bir gün ziyaret edildi; yapının planlanan yıkımı nedeniyle mekâna bağlı bazı işler de yapı ile birlikte ortadan kalkacak. Magma Dergisi
Bu nedenle projenin en güçlü taraflarından biri şu soruda saklı:
Kalıcı olmayacağını bildiğimiz bir şeyi üretmek hâlâ değerli midir?
Aslında şehirler de tam olarak böyle çalışıyor.
Binalar yapılır, insanlar yerleşir, çocuklar büyür, komşuluklar oluşur. Sonra şehir değişir. Yapılar ekonomik veya fiziksel ömürlerini tamamlar; kimi zaman deprem güvenliği nedeniyle, kimi zaman kentsel dönüşüm kapsamında yenilenir.
Fakat bina ortadan kalktığında yalnızca beton ve demir ortadan kalkmaz.
Bir yaşam alanının geçmişi de fiziksel olarak silinir.
“Arsa Payı” İsmi Tesadüf Değil
Serginin ismi, kentsel dönüşümün en temel kavramlarından birinden geliyor: arsa payı.
Hukuki ve ekonomik açıdan arsa payı, bağımsız bölümlerin üzerinde bulunduğu arsaya ilişkin ortak mülkiyet oranını ifade ediyor.
Fakat sergi kavrama başka bir yerden bakıyor.
Bir mülkün metrekaresi hesaplanabilir.
Arsa üzerindeki pay oranı belirlenebilir.
Binanın ekonomik değeri hesaplanabilir.
Peki bir evin yaşanmışlık içindeki payı nasıl hesaplanır?
Projenin temel gerilimi de burada ortaya çıkıyor. “Arsa Payı”, mülkiyetin ölçülebilen ekonomik değerinin karşısına hafıza, aidiyet ve yaşanmışlık gibi ölçülemeyen değerleri koyuyor. Bianet
Kentsel Dönüşüm Sadece Binaları Dönüştürmüyor
Kentsel dönüşüm çoğunlukla teknik kavramlarla konuşuluyor:
Riskli yapı.
Deprem performansı.
Arsa payı.
Emsal.
Metrekare.
Maliyet.
Yeni proje.
Ruhsat.
Bunların tamamı dönüşümün vazgeçilmez parçaları. Özellikle İstanbul gibi deprem riski taşıyan bir kentte güvenli yapı stokuna geçiş ertelenebilecek bir mesele değil.
Ancak dönüşümün bir de rakamlarla ifade edilmesi çok daha zor olan başka bir tarafı bulunuyor:
İnsan ile mekân arasındaki ilişki.
Bir apartman bazen yalnızca bir taşınmaz değildir. Onlarca yıl boyunca aynı ailelerin yaşadığı, insanların çocukluklarının geçtiği, komşulukların kurulduğu ve hayatın farklı dönemlerine tanıklık eden bir hafıza mekânıdır.
Bu nedenle sağlıklı bir kentsel dönüşüm anlayışının yalnızca “eski bina → yeni bina” denkleminden ibaret olmaması gerekir.
Kent değişirken insanın kentle kurduğu bağ da değişir.
Bir Dairenin Son Günü, Bir Sanat Alanının İlk Günü
Fotoğraflarda bu fikir çok net görülüyor.
Duvarlardan tavana, zeminden kapılara kadar neredeyse bütün ev üretim yüzeyine dönüşmüş durumda. Graffiti karakterleri, büyük ölçekli figürler, tipografik çalışmalar ve yerleştirmeler artık klasik bir apartman dairesinin sınırlarını ortadan kaldırıyor.
Bir zamanlar gündelik yaşam için kullanılan odalar, kısa süreliğine kolektif bir sanat alanına dönüşüyor.
Ve bütün bunların üzerinde görünmeyen bir sayaç çalışıyor:
Bu mekân birazdan artık olmayacak.
Tam da bu nedenle serginin geçiciliği bir eksiklik değil, projenin ana fikrine dönüşüyor.
Subnomad.tv’nin çalışması kalıcılık fikrini sorgularken ziyaretçiyi de mülkiyet üzerine düşünmeye çağırıyor: Bir yere sahip olmak ne anlama geliyor ve sahip olduğumuzu düşündüğümüz mekânların ne kadarı gerçekten kalıcı? Magma Dergisi
Kentsel Dönüşüm ile Sanatın Beklenmedik Kesişimi
“Arsa Payı” kentsel dönüşüme karşı çıkan bir proje olarak okunmak zorunda değil.
Aksine burada daha ilginç bir alan açılıyor:
Yıkılması gereken bir yapı ile ona veda etmenin biçimi aynı anda var olabilir.
Depreme karşı güvenli kentler oluşturmak zorundayız.
Riskli yapılar yenilenmek zorunda.
Fakat yenilenme, eski olanın hiçbir zaman var olmamış gibi silinmesi anlamına gelmek zorunda değil.
Fotoğraf, video, sanat, arşivleme ve sözlü tarih çalışmalarıyla dönüşüm öncesindeki kent hafızasının belgelenmesi mümkün.
Belki de geleceğin kentsel dönüşüm anlayışında yalnızca “yerine ne yapacağız?” sorusunu değil;
“Burada daha önce ne vardı?”
sorusunu da sormamız gerekiyor.
Bir Binanın Değeri Sadece Metrekare Değildir
Kentsel dönüşüm süreçlerinde doğal olarak metrekareler, arsa payları, bağımsız bölümler ve ekonomik değerler konuşulur.
Bunlar somut olarak hesaplanması gereken konulardır.
Ancak “Arsa Payı” bize farklı bir şeyi hatırlatıyor:
Bir yapının ekonomik değeri ile insani değeri aynı şey değildir.
Birincisi hesaplanabilir.
İkincisi çoğu zaman ancak anlatılabilir.
Bir apartmanın betonarme ömrü sona erebilir; fakat o yapının kent hafızasındaki yeri, fotoğraflarda, hikâyelerde ve bazen de yıkımdan hemen önce duvarlarına bırakılan bir sanat eserinde yaşamaya devam edebilir.
Yıkılacağını Bile Bile Üretmek…
Belki de serginin en güçlü tarafı burada.
Sanatçılar ortaya çıkardıkları işlerin kalıcı olmayacağını biliyordu.
Ama yine de ürettiler.
Çünkü her üretimin değerini kalıcılığı belirlemiyor.
Tıpkı kentlerde olduğu gibi.
Binalar değişiyor.
Sokaklar değişiyor.
Mahalleler değişiyor.
İnsanlar değişiyor.
Fakat bir mekânın hikâyesini kaydetmek, onun sonsuza kadar ayakta kalmasını sağlamak değildir.
Bir zamanlar orada olduğunu unutmamaktır.
“Arsa Payı”, Kadıköy’de yıkılmayı bekleyen bir apartman dairesini son kez görünür hale getirerek kentsel dönüşümün çoğu zaman konuşulmayan tarafına dokunuyor:
Bir binayı dönüştürürken aslında bir yaşam alanının geçmişiyle de vedalaşıyoruz.
Ve belki kentsel dönüşümün geleceğinde güvenli yapılar inşa etmek kadar, kent hafızasını geleceğe nasıl taşıyacağımızı da konuşmamız gerekiyor.
Yorumlar (0)
Henüz yorum yok
İlk yorumu siz yapın!